Benim Şehrim Benim Sesim Albümü 25 Mart’ta Dijital Platformlarda!

Benim Şehrim Benim Sesim, Türkiye’nin farklı yerlerinden kadınların yaşadıkları şehri müzikleriyle yorumladıkları bir proje. Beats By Girlz Türkiye’den Beril Sarıaltun ve Birleşik Krallık’tan müzisyen ve
eğitimci Mandy Wigby’nin küratörlüğünde gerçekleşen bu proje bambaşka müzikal deneyimlere sahip kadınların, kendi müzik prodüksiyonlarını gerçekleştirmelerine olanak sağladı. Müzik endüstrisinde kadınların bestecilik, aranjörlük ve prodüktörlük deneyimleri yerel ve uluslararası ölçekte çok düşük yüzdelerle hesaplanıyor. %2’yi bulmayan rakamlarda her kadının hikâyesinin bambaşka olduğu ve kadınlık deneyimleri açısından da eşitsizlikler yaşandığı düşünüldüğünde kat edilmesi gereken yol epey uzun.

Bu yüzden bu proje kadınların müzik hikâyelerine sahip çıkmakla da ilgili. Bu alanda dinleyeceğiniz eserlerin tamamı biyografisini okuyacağınız müzisyenin emekleriyle oluşturuldu. Tamamı buradaki müzisyenler tarafından yazıldı ve bestelendi. Çoğunluğu için ilk müzik prodüksiyon deneyimi olan bu projede kadınlar, yüzdelere kocaman bir selam gönderiiyor. Gerçekten büyük bir selam: tamamı kadınlar tarafından üretilmiş orijinal şarkılarla!

Eserlerden oluşacak bir seçki albüm 25 Mart’ta tüm dijital platformlarda yayında olacak. Aynı gün projeye katılanların anlatımında İstanbul’da bir yolculuğa çıkılan Benim Şehrim Benim Sesim belgeseli de izleyicilerle buluşacak. Resmî yayın tarihinden önce farklı müzikal deneyimlere olanak sağlanması amacıyla daha geniş bir seçkiyi bu alanda dinleyebileceksiniz.

MÜZİSYENLER

Beril Sarıaltun

1993’te Ankara’da doğan Beril Sarıaltun Ankara Atatürk Anadolu Lisesi’ni bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi’nin Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’ne girdi. Sanat ve toplumsal cinsiyet üzerine çalışmalara ağırlık verdiği üniversite yıllarında, Boğaziçi Üniversitesi geleneğinin bir parçası olan öğrenci kulüplerinde aktif olarak çalıştı. Mezuniyetinden sonra Berklee College of Music’te Elektronik Müzik ve Ses Teknolojileri programını 2019’da tamamladı. İki yıllık eğitimi sürecinde ve sonrasında Erin Barra, Brian Funk, Loudon Stearns, Andrew Huang gibi müzisyenlerden dersler aldı. Bu dönemde müzik endüstrisinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için kurulan Beats By Girlz ile tanıştı ve topluluğun çalışmalarında müzisyen kimliğiyle yer aldı. Google – PRX Media destekli Podcasts Creator Program’a Türkiye’den seçilen ilk podcast kanalı “K’nın Sesi”nde yapımcı, ses tasarımcısı ve müzisyen olarak çalışmaya devam ediyor.

Müzik sektöründe alternatif sesleri güçlendirmek amaçlı çalışan yapım şirketi BGST Records’ta yapımcılık görevini de sürdürüyor. Haziran 2021’de Beats By Girlz ağının Türkiye çalışmalarını başlatan Beril, Beats By Girlz Türkiye’nin direktörlüğünü üstleniyor. Eğitmen, yapımcı ve müzisyen
kimlikleriyle sürdürdüğü müzikal yolculuğunda, alternatif seslerin desteklenmesi ve müziğin daha eşit ve ulaşılabilir hale gelmesi amacıyla çalışıyor. Aynı zamanda Mandy Wigby ve Beril Sarıaltun Benim Şehrim Benim Sesim projesinin küratörlüğünü yaptılar.

“kuzgun” hakkında

Kuzgun, kendimi bazen hâlâ yabancısı hissettiğim İstanbul’da hayali bir karakteri düşleyerek yazdığım bir şarkı. Henüz kabuğunu kıramamış, yolunu bulamamış bir karakter Kuzgun. Kurtuluş’ta kaydettiğim çan seslerini bir çağrı olarak kullanmak istedim. Kendime döndüğümde saatlerce yürümeyi seçtiğim yollardan rüzgâr ve dal sesleri yoluma eşlik etti. Kuzgun’a artık yalnız olmadığı, yalnız kalsa bile o yalnızlığın artık eskisi kadar korkutmadığı yolculukları anlatmak istedim.

Mandy Wigby

Mandy Wigby, Manchesterlı bir elektronik müzik bestecisi ve eğitmenidir. Architects of Rosslyn (AoR) ikilisinden biri olarak çeşitli multimedya projelerinde ve canlı sinema performanslarında çalışmıştır. AoR, akustik ve elektronik enstrümanları, bulunan ve toplanan sesleri, doğadan, biyolojiden orijinal sesler kullanarak ve ölçekler oluşturarak matematik yoluyla müzik ve ses manzaraları yapar. AoR, Delia Derbyshire Day organizasyonu komisyonu, DNW Suffragette film projesi, Soundpit projesi, Time Bascule sergisi/filmi ve Wonder loopers dahil olmak üzere birçok sesli sanat projesinde sanatçı ve film yapımcısı Di Mainstone ile işbirliği yaptı. Mandy, Phil France (Ex-Cinematic Orchestra) gibi ünlü sanatçılarla turneye çıktı. Mandy Wigby ayrıca Sisters Of Transistors’ın kurucu üyesidir ve Graham Massey (808 State) ile beraber “At The Ferranti Institute” albümünde işbirliği yapmıştır. Herkes için eşitlik ve müziğin savunucusu olan Mandy’nin amacı hem toplumu hem de sanatçıları birbirine bağlamayı ve güçlendirmeyi amaçlayan müzik teknolojisi projeleri sunmaktır. Mandy Wigby’nin müzikleri ve ortak çalışmaları filmlerde, BBC TV’de ve radyoda yayımlandı. Aynı zamanda Mandy Wigby ve Beril Sarıaltun Benim Şehrim Benim Sesim projesinin küratörlüğünü yaptılar.

warp & weft” hakkında

Annemin 150 yıl önce İrlanda’dan göç eden atalarını araştırdıktan sonra, onların bir önceki iş
yerime (bir kayıt stüdyosu) stüdyosu) yakın bir değirmende çalıştıklarını ve muhtemelen aynı yerde yaşadıklarını keşfettim.Tarihlerinden etkilenerek atalarımın deneyimlerini keşfetmek istedim. Değirmenleri ziyaret ettiğimde, üretim ve arıtmanın hipnotik vızıltısını, kovan benzeri oluşumları ve göçmenlerin katlandığı zor koşulları, farklı bireylerin yalnızca işlevsel işçilere indirgenmesini hayal ettim. Metal, beton ve yağmurun ısrarlı döngüleriyle yarışan, endüstriyel yaşamın tekrarlayan uğultusunu ve takırtısını iletmek için yarışan bir perküsyon gümbürtüsü. Bu bitmek bilmeyen hareket seslerinin üzerine, günümüzün modern klimalarının sample’ları geliyor. Bence Kerin’in sesi özgürlük, güçlenme ve çeşitlilik ideallerini, Manchester ve acid house sahnesinin sunduğu her şeyi somutlaştırıyor. Kerin’in değirmenlerin monotonluğundan çıkan sesi, endüstriyel atalarımızın hayaletlerini kovmak ve ruhlarını dans etmek üzere canlandırmak için dans salonu ritimleri yönetiyor.

Dolphin Drama

1997 İstanbul doğumlu Şebnem Adıyaman, ortaokulu MSGSÜ Devlet Konservatuvarı’nda okudu, flüt ve piyano eğitimi aldı. Notre Dame de Sion Fransız lisesinde Fransızca tiyatro yaptı, şiir yazmaya başladı. Sosyoloji okumak için gittiği Paris’in hareketli jam session sahnesinde rock, funk, pop gibi türlerde, düşe kalka flütle, vokalle doğaçladı. Sokak müzisyenliği denemeleri oldu. 2020’de İstanbul’a döndükten sonra, üretmek istediği müziğin elektronik ağırlıklı olduğunu fark etti ve şarkı yazarlığına
bir giriş yaptı. Buket Doran Home Studio’da İlkay Özboyar’dan temel müzik yazımı dersleri aldı. Sahnenin yalnızca kadınlara açık olduğu aylık etkinlik serisi Kadınlarla Jam Session’ın organizasyon ekibine dahil oldu. 2021 yazında katıldığı Beats by Girlz Türkiye eğitimlerinde, ilk bestesi “Bed” üzerinde çalışmaya başladı. Benim Şehrim Benim Sesim projesi kapsamında yazdığı “Seclusion”ı oluşturma süreci ise, baştan sona tamamladığı ilk prodüksiyon deneyimi.

Pazarlama alanında tam zamanlı çalışan, freelance olarak da kültür yazıları yazan Şebnem’in müzisyen kadınlar hakkında yazdıklarını Beats by Girlz Türkiye’nin mail bülteni Kreşendo’da okuyabilirsiniz. Dolphin Drama mahlası altında kendi müziğini üretmeye devam etmek ve etnomüzikoloji yüksek lisansı yapmak istiyor. Günlerini müzik üzerine yazarak, konuşarak, ve müzik üretip insanlarla sahnede paylaşarak geçirebileceği bir hayatın hayalini kuruyor.

“seclusion” hakkında

Çocukluğum ve gençliğimin belli kısımlarında tanıdığım, pandeminin çoğunluğunu geçirdiğim
Kilyos’ta kocaman dalgalar heyecanlarıma ortak oldu, atlattığım sancılar ormanın sessizliğine arka plan oldu. Ancak zaman akıp gittikçe, o yeşil, yumuşak sessizlikte bana yol gösterecek iç sesimi
duymayı beklerken hiçbir şey duyamaz oldum. Sanki asla huzur bulamadığım bir inzivaya hapsolmuştum. Bu şarkı ile hem beni dönüştüren Kilyos doğasını kutluyor, hem de artık kabuğumu
terk edip o inzivadan çıkmak için bilinmezliğe doğru adım atıyorum.

Adile Yadırgı

1977 yılında Kayseri-Sarız’da dünyaya gelen Adile Yadırgı, ilk ve orta öğrenimini Ankara ve Balıkesir’de tamamladı. Adile, çocuk yaşlarında başladığı müzikal faaliyetlerine, 1995 yılında İ.T.Ü. Türk Musıkîsi Devlet Konservatuvarı’na girerek devam etti. Konservatuvarın Temel Bilimler Türk Halk Müziği Anasanat Dalı mezunu olan Adile, birçok müzik grubuyla çalışarak, Türkiye’nin değişik bölgelerinde ve yurt dışında pek çok konser verdi. Kalan Müzik sanatçısı olan Adile, Ìstanbul’da ikamet etmektedir.

Beyoğlu’nun İstanbul’un en çok göç alan bölgelerinden biri olması, farklı etnik kökenlerin bir arada bulunması, iç içe geçen sesler, duygular, ve belki de izleri silinmek üzere olan anıların canlanması demekti. Sokağın organik sesleri ve kendi sesimi buluşturduğum, sesimin yetmediği yerde bazen onların seslerinden destek alarak ilerlediğim, bazen de müziğimle sokaklarına destek verdiğim bir yürüyüş gerçekleştirdim bu projeyi kaydederken. Midye temizleyen kadınlar ve sokağı sesleriyle sürekli yaşayan bir alan hâline dönüştüren çocuklar şarkımın canlı ses kaynakları, temel sesçileri oldular. Bu şarkı, dünyadaki korona salgınıyla beraber eve hapsedilmiş ilhamı özgürleştirmek, sanatın yüceliğini ve güzelliğini yeniden birlikte hatırlamak ve bütün bunları sokağa bambaşka bir formla iade etmek için bir sebep, yeni bir teselli olarak ortaya çıktı. En çok da; Ali Can ve Heja’ya seslenen o çocuklar karşılıksız kalmasın diye…

“tarlabaşı kadans” hakkında

Dünya çoktandır tüm canlılar için yaşanacak bir yer olma özelliğini yitirdi. Son sözü barışa ve iyiliğe bırakacakken evsiz ve vatansız kalan kadınların ve çocukların suretiyle doldu yeryüzünün çevresi. Bu şarkı için sessel bir hafıza alanı olarak belirlediğim Tarlabaşı, bahsettiğimiz dünyanın da bir parçasıdır ve tıpkı 21.yüzyılda yıkıma uğrayan dünyanın diğer sokakları gibi ‘kentsel dönüşüm’le yıkılıp yeniden kurgulanmıştır.

Aslı Gabuk

1987’de Denizli’de doğan olan Aslı İstanbul’da yaşıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik bölümünde kompozisyon ve ses teknolojileri üzerine eğitim aldı. Yeni müzik ve elektronik müzik besteciliği, sesin
farklı disiplinlerle olan etkileşimi ve ses tasarımı üzerine çalışıyor. Profesyonel olarak reklam sektöründe pek çok reklamda vokal olarak yer almaya devam ederken bir yandan da uluslararası bir sesli kitap firmasında tam zamanlı ses mühendisi olarak çalışmaktadır.

“iz” hakkında

Nişantaşı-Feriköy… Çok değil, yedi senelik bir geçmiş. Hep aynı rota, aşınan yollar, değişen hayatlar ve insanlar, göç, fakirlik… ardından gelen değişim ve dönüşüm duygusu.. yalnızlaşan ve bütün bunlara şahitlik eden şehirli bir kadının kısa hikâyesi.

“Korkarsın, susarsın..

Ama neden korktuğunu hatırladığında bazen de kendini daha güçlü hissedersin.”

Bahar Çalışkan

Bahar 1991 yılında saz eşliğinde türküler söylenen bir evde dünyaya geldi. Büyükbabası saz çalar,
babaannesi de sevdiği türküleri ona öğretirdi. Taekwondo/Kick-Box/Muay-Thai sporlarında çeşitli
Türkiye dereceleri elde etti ve milli takım kamplarında yer aldı. Babası (antrenörü) dövüşçü olması konusunda ısrarcı olsa da işler öyle ilerlemedi. Sahneyle tanışması 2010 yılında Kimya Mühendisliği
okumak için gittiği üniversitede oldu. Eğitim hayatı boyunca farklı gruplarda türkü, pop ve rock repertuarları ile sahne aldı. 2015-2016 yıllarında Macaristan’da yer aldığı sosyal sorumluluk projesinde Türk Müziği üzerine etkinlikler düzenledi ve canlı performanslar gerçekleştirdi. 2017 yılında eğitim almak için İstanbul’a yerleşti ve pek kıymetli öğretmenleri Randy Esen, Sibel Köse, Kaan Bıyıkoğlu, Evrim Özşuca ile caz vokal ve armoni alanlarında çalıştı. 2016 yılında yazdığı yazıları besteleme yolculuğuna başladı ve süreç onu 2021’de şarkılarını resmî olarak yayımlamaya sürüklemiş oldu. Bir süredir ara vermiş olsa da Spotify’da 20 Bölüm yayımladığı bir Podcast kanalı ve kurumsal bir şirkette çalışmaya devam ettiği bir iş hayatı var.

“uyanış” hakkında

Şarkı toplamda dört bölümde oluşmaktadır: Doğum, Uyku (Ninni), Kâbus ve Uyanış. Toplumsal normların ve yerleşik algının dışında düşünürsek bir bebek dünyaya geldiğinde sadece bir bebektir. Renk, cinsiyet, dil ve inançlardan bağımsız, habersiz bir bebek…

Çoğu yeni doğan bebeğin nefes alma refleksi sonucu ağlaması bize bunu hatırlatan tatlı bir
ayrıntı gibidir. Çünkü bu ağlamayı duyduğumuzda cinsiyet eşitliğini bozan herhangi bir önyargıya kapılmayız. Şarkıda doğumdan ninniye bebeğin cinsiyetine dair hiçbir vurgu yoktur çünkü uykuya yatırdığımız yine “ sadece” bir bebektir. Fakat hayat onun için bir büyüme hikâyesine dönüştüğünde
bebek gerçek hayatta da karşılığı olan bir kâbusun içindedir ve artık cinsiyetini anlamış oluruz. Son bölümde söylediğim şarkı ile tüm kadınların kendi ışığının ve iç sesinin farkına vararak tekrar güçlenebileceğine dair olan inancımı dile getirdim.

Beyza Tuluk

Beyza Tuluk 2001 yılında İzmir’de doğdu. İlkokulda klasik gitar çalmaya başladı. Ortaokulda elektro gitar ile devam etti. Lisede grubuyla müzik yarışmalarına katıldı, bireysel ve grupça başarılar elde etti. Enstrümanının yanında elektronik müzikle ilgileniyor ve müzik çalışmalarına yoğunluk veriyor. Şu anda lisans eğitimini endüstriyel tasarım alanında devam ettiriyor.

“reborn” hakkında

Kemeraltı’nın bende yarattığı yatıştırıcı etki, synthesizer ağırlıklı bir altyapı ve eski Türk mitolojisi
ilham alınarak yazılmış sözlerin harmanlanmasıyla oluşmuş bir pop şarkısı “Reborn”. Sözlerde “yeniden doğuş” “ölüm” ve “ateş” kavramlarından bahsettim. Gidişatının sakin ama yeterince hareketli olmasını ve dinlendiğinde kişide iyi duygular uyandırmasını amaçladım.

Epifani Nota

26 yaşında. 2019 yılında Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu. Mekân görsel sanatlar, senaryo ve hikâye
anlatıcılığının birleştiği alanlarda işler üretti. Dijital ve analog görseller, asamblajlar ve objelerle hikâyeler anlatmaya devam etti. Ses tasarımını yaptığı videolar, görseller ve metinler üreterek multidisipliner kolektif sanat çalışmalarına katıldı. “İlk Zamanlar” adlı deneysel elektronik müzik
grubunda lead vokal ve söz yazarı. Kitty the Bitchy isimli aktivist feminist fanzinin yaratıcısı. Temelde, hikâye anlatıcılığının çeşitli ve deneysel imkânlarını birçok disiplin içerisinde bulmak yolculuğunu oluşturdu.

“bu şehrin beni anlamaya” hakkında

Galataport alanının yapılmasıyla birliktedeğişen çevre ve aidiyetlere, Karaköy’deki varlıklara, yaşamlara, anılara, mekânlara, silinmeye çalışılan hafızalara, kendi yolumu anlatarak bakmak. Bu değişimlerden ötürü yakın zamanda artık benim yolum olmayacağını bilerek. Buralarda iz sürerek bir günün yolculuğu içinde yapım, yıkım, istila, değişim, tesadüfler, şehrin korosu ve oraya özgü tüm canlı ve cansızları duymak, yeni bir can vermek onlara bu senfoninin içinde. Yok olsa da değişse de hatırlamak, bir zaman oraya ait olduğunu…

İrem Arslan

Çocuk yaşlarda piyano çalmaya başlayan ve Antalya Devlet Konservatuvarı’nda yarı zamanlı piyano öğrencisi olarak müzikle tanışan İrem Arslan, müzik hayatına Boğaziçi Üniversitesi’nde İşletme okurken müzik kulübü korolarında şarkı söyleyerek devam eder. BÜMK Orkestra’da söylerken bir yandan Elif Çağlar, Başak Yavuz, Sibel Köse ve Randy Esen’den vokal dersleri alır ve uluslararası workshoplara katılır. NY Jazz Workshop, Berklee Umbria Jazz Clinics, Siena Jazz Workshop ve Bahçeşehir Üniversitesi Caz Sertifika Programı’nı tamamladıktan sonra yine Bahçeşehir Üniversitesi’nde caz vokal üzerine yüksek lisans yapar. 2015’te Dışişleri Bakanlığı bursuyla Avustralya’ya gider ve Gondwana 100. Yıl korosuyla Sydney Opera Binası’nda verilen konserlerde yer alır. İrlanda’da yaşadığı 2018 yılında Aleka Potinga ile caz vokal çalışan İrem, bu dönemde İspanyol DJ
WRU ile yaptığı iki featuringi tekli olarak dijital platformlarda yayımlar.

Müzik kariyerine koro şarkıcılığı ile başlayan İrem aktif olarak Chromas’ta soprano partisinde söylüyor. Koroyla birlikte 2019’da Bobby McFerrin ile konser verdi, yurtdışı turnelerine katıldı, üç sezon boyunca da Zorlu PSM prodüksiyonu ‘Damdaki Kemancı’ müzikalinin kadrosunda yer aldı. Şimdilerde İTÜ Müzik İleri Araştırma Merkezi Etnomüzikoloji bölümünde vokal müzik ve makam teorisi üzerine yüksek lisans yapan İrem, 2017’den beri kendi ismiyle çeşitli mekânlarda sahne alırken aynı zamanda vokal eğitimi veriyor.

“gelgit” hakkında

Hikâyem Beşiktaş’taki Kadıköy vapur iskelesinde geçiyor. Bu iskeleden vapura binmek benim için Beşiktaş’taki kaotik dünyadan biraz uzaklaşıp nefes almak demek. Denize çıkmak, kıta değiştirmek isteyen herkesin buluşma noktası burası. Başka hayatlardan, başka başka sebeplerle geliriz, aynı akbili basar karşıya geçeriz.

İrem Dinçer

İrem Dinçer, 1994 yılında Giresun, Şebinkarahisar’da doğdu. Ortaokuldayken aldığı müzik eğitimiyle, Güzel Sanatlar lisesine hazırlanmaya karar verdi ve 2009 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Lisesi,
Müzik bölümü ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı, Vurmalı Çalgılar Sanat Dalını, yarı zamanlı olarak kazandı. 2012 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Lisesi’nden mezun olduktan sonra, Yıldız Teknik Üniversitesi Müzikoloji bölümü derslerini bir yıl boyunca misafir öğrenci olarak takip etti. 2017 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi, Müzik ve Sahne Sanatları Bölümü, Müzikoloji Dalı’ndan mezun oldu. Ardından 2019 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi, Müzik İleri Araştırmalar Merkezi (MİAM), Performans-Vurmalı Çalgılar programında yüksek lisans eğitimine başladı ve hâlâ devam ediyor.

“mystery of toys” hakkında

Müziğimi,çeşitli koşturmacalardan ve sorumluluklardan uzaklaşarak çocukluk anılarımızın canlanmasında bir araç olarak kullanmayı kullanmayı amaçladım amaçladım ve bir ses yolculuğuna çıktım. Bunu da İstanbul ve benim için önemli bir yer olan; Oyuncak Müzesi’nde gerçekleştirdim. Seslerini duyamadığımız oyuncakların, sesini duyurmak; hem o heyecanı heyecanı hem de o dokunamamanın verdiği üzüntüyü ortaya çıkartmak istedim.

Nil’den

Müzik üretimlerinde “Nil’den” mahlasını kullanan Nilay Dursun, Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi & Medya ve Görsel Sanatlar bölümünün ardından yüksek lisansını King’s College London Sanat ve Kültür Yönetimi’nde tamamladı. Bir yandan Galatasaray Üniversitesi Medya ve İletişim Çalışmaları doktora öğrencisi olan Nilay, İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde Asistan Küratör olarak görev alıyor. Lise yıllarından beri vokalist olarak farklı gruplarda pop-caz, bossa nova, latin-pop, soul,contemporary caz, pop-funk tarzında müzik yapan Nilay, üniversite yıllarında çeşitli müzik gruplarıyla sayısız konser vermiş, Londra’da ise dahil olduğu ukulele grubu ile çeşitli mekanlarda performans sergilemiştir. Ağırlıklı olarak son 4 yıldır kendi şarkılarını üretmeye odaklanan Nilay, söz yazarı da olduğu bestelerini müzisyen arkadaşlarıyla birlikte düzenleyip yorumlayarak sosyal platformlar üzerinden dinleyici ile paylaşmaktadır.

“A Night in Göksu” hakkında

A Night in Göksu, hiç büyümek büyümek istemeyen istemeyen bir kadının çocukluğuna dair anılar ışığında ışığında yaşadığı yaşadığı şehir ile yeniden yeniden hemhâl olmasıyla ortaya çıkar. Eşsiz olduğunu düşündüğü İstanbul ve Boğaziçi’nin yüzyıllar yüzyıllar boyunca boyunca müzik ile olan ilişkisini ilişkisini inceleyen sanatçı; su kültürü, Türk musıkîsi ve edebiyatından yararlanarak bir
araya getirdiği elementleri, caz ve soundscape çalışmalarıyla yeniden yorumlar. Parça, eski İstanbul geleneklerini modern bir tarzda günümüz dinleyicisine sunmayı hedefler.

Rosa Serpil Yokuş

Rosa Serpil Türkiyeli Kürt bir ailede doğdu ve üniversiteye kadar Almanya’da yaşadı. 25 yaşında Türkiye’ye göç etmeye karar verdi ve 10 yıldır İstanbul’da yaşıyor. Tarih, Şarkiyat ve Almanca
bölümlerinde okudu. Müzik hayatı üniversite yıllarında başladı. Bağlama, bas gitar, davul gibi çeşitli enstrümanlar çaldı. Üç yıl boyunca Ozan Giray Uygur’dan klasik gitar eğitimi aldı. Bunun yanı sıra, Selda Öztürk’ten ritim ve Cavit Murtezaoğlu’ndan şan dersleri aldı. Müzik eğitimlerine devam ediyor.

“kuşun kafesi” hakkında

Beyoğlu çok kültürlü, renkli ve zengin dokusunu, birbirinden farklı ve tarihsel olarak süre gelen göç hikâyelerine borçlu. Bu şarkı da kafesinden kaçıp, her türlü zorluğa göğüs gererek Beyoğlu’nda yaşama tutunmaya çalışan bir kuşun hikâyesini anlatıyor. Kuş kendini ilk başlarda Beyoğlu’nda betonlar arasında kalan o tek ağaç gibi yalnız hissetse de zamanla, verdiği mücadele ile özgürleşen bir “kadın” oluyor. Burada kuş, toplumsal birçok baskıya (şiddet, cinsiyet eşitsizliği, ırkçılık vs.) maruz bırakılmış, göç eden kadınları ve özelde bir kadın olarak aynı süreçlerden geçen beni de sembolize
etmektedir.

Proje Küratörleri: Beril Sarıaltun, Mandy Wigby

Proje Katılımcıları: Adile Yadırgı, Aslı Gabuk (Aslıhan Kabukçu), Bahar Çalışkan, Beril Evlimoğlu, Beyza Bostan, Beyza Tuluk, Çisel Karacebe, Epifani Nota, İlayda Erdol, İrem Arslan, İrem Dinçer, Nil’den (Nilay Dursun), Rosa Serpil Yokuş, Seda Savaş, Selin Karaağaç, Dolphin Drama (Şebnem Adıyaman), Wonredland, Yazı Ece Köz
Koordinasyon: Çağıl Güner, Nursena İyitütüncü

Mix – Mastering: Beril Sarıaltun, Uğur Baloğlu

Görsel Tasarım: Ezgi Karadayı

Video Prodüksiyon: Estanbul Adworks

Video Kurgu & Yönetmen: Ali Kandemir

Video Kamera: Ali Kandemir, Fatih Dırağ

Video Yapım Sorumlusu: Erman Çivici

Fotoğraflar: Refik Bıçkıcı